
Sergiden görünüm: Gelgit, artSümer Galeri, Istanbul Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Akışkan formları, katmanlı kumaşları ve sayısız benliği kapsayan “Gelgit” sergisi, mad- denin hareketini ve sergideki her malzemeyi bir hafıza olarak izliyor. Bu izleme hâli içinde, kumaşlar, kökler, kumullar, hayvanlar ve taşlar birer simge değil, Gözde İlkin’in düşünc- esinden parçalar, bu parçalar bir “şey” olmaktan öte, eylemlilikleri üzerine yoğunlaşılan nesneler. Sergide her yüzey bir gelgit gibi katlanıyor ve açılıyor; bedenlerin, mekânların ve zamanların birbirine sürtünerek yeniden biçimlendiği bir alan kurgusu oluşturuyor.
Bu kurgu, sanatçının 2021’den bu yana ve bu sergi özelinde ürettiği işleri bir araya getiri- yor. “Gelgit” odağına üretim kavramının iplik, kumaş, el ve yerin birbirinden ayrılmadığı bir “yapma” halini alıyor, üretim sürecine dahil olan her parça bütünlüğü sağlıyor. Her dikiş, maddenin eyleme dönüştüğü noktayı görünür kılıyor, maddenin salt gücünü hatırlatıyor. Gözde İlkin’in işlediği kompozisyonlarda formu bozulmuş bedenler, bitkiler, hayvanlar ve cansız varlıklar bir arada ilerleyerek serginin bütününe yayılan ortak bir oluş halini kuruyor.
Gözde İlkin’in 2021 yılında New York’taki The Watermill Center’da katıldığı misafir sanatçı programı, “kumul” kavramı ve okyanus dalgaları üzerine eğildiği, kumulun kendi pratiğine içkin olduğunu fark ettiği bir süreç. Dans sanatçısı Aslı Bülbül ile ürettiği İsimsiz (2021) video, bir insan bedeninin kumul üzerindeki hareketlerinin yanı sıra kum tanelerinin sonsuz devinimine odaklanıyor. Gözde İlkin’in Gelgit kapsamında ürettiği Yürüyen Taşlar (2025) adlı iş, Bileşik Kumul’daki beden hareketlerinden esinlendi.
Sanatçının yıllardır kumaşlara işlediği iç içe geçmiş bedenler, bu kez Saksaul Ağacı (2025) işinde, kayalıkların üzerinde bitkilerle temas ediyor. Sayısız parçanın bir araya geldiği ku- mul, varlığını bitki örtüsüne borçlu: Maram Otu (2025) işinde beliren ot, kumulların adeta tutunma noktası; direnci, adaptasyon yeteneği ve köklerinin derinliği sayesinde kumu bir arada tutuyor. Kumun hiç durmadan devinen hafızası ve kumaşın dokusu, İlkin’in çoklu karakterlerinin birbirine aktardığı şey olabilir, tıpkı İlkin’in kendisine aktarılan dikiş geleneği veya ona bırakılan kumaşlar gibi. İlkin, her kumaşta ve üzerine işlediği nakışta malzemenin hafızasına yerleşmeyi ve orada kök salmayı deniyor.
“Gelgit”te özneler, sabit bir kimlikten yola çıkarak eylemde bulunmuyor, eylemin kendisi özneyi üretiyor. Bu çerçevede kimlik, doğuştan gelen bir içsel hakikat değil; oluşun içinde, tekrarlarla sürekli kurulan bir süreç. İlkin’in işlerinde bu tekrarlar yalnızca bedensel değil, malzemenin kendisinde de gerçekleşiyor: Üst üste binen desenler ve kıvrılan kumaşların arkasında düğümlenen ipliklerin her birinde İlkin, öznenin çoğulluğunu bedene değil mal- zemeye işliyor. “Gelgit”in küratoryal çerçevesi ve sanatçıyla küratörün kurduğu diyalogla gelişen Yüzeye Çıkış (2025) ve Kum Sevgili’nin (2025) kıvrımlı ve katmanlı yapıları, malze- menin yüzeyinde değişiklik yaratıyor. Silt ya da Ruh Parçacıkları (2025) ve Gelgit (2025) işlerinde sanatçı alışageldiği nakışı kumaşa işlemiyor, kumaşın kendisine ve dokusuna oda- klanıyor. Küratoryal diyalogla gelişen bu işler, izleyiciyi malzemeye bakmaya, kıvrılan ve katlanan kumaşların detaylarını görmeye davet ediyor.
“Gelgit” kimliğin, tekrarla ve ısrarla bozulup yeniden inşa edildiği bir vurguda gelişiyor. “Ben” daima çevresiyle ilişkili, çok merkezli ve akışkan, kumullardaki canlı ve cansız varlıkların ilişkili hali gibi. Kum tanelerinin daimi devinimi İlkin’in kumaşlarındaki devinimle buluşuyor.
Zehra Begüm Kışla
. Sergiden görünüm: Gelgit, artSümer Galeri, Istanbul Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Gözde İlkin, sosyal kimliği ve sosyal süreçleri temsil eden ve hafıza nesneleri olarak işlev gören masa örtüleri, perdeler ve çarşaflar gibi ev tekstili kumaşları üzerinde çalışmaktadır. Kumaşlar üzerindeki motifleri ve çizimleri, çağdaş kültürel bilgileri, politik ve sosyal ilişkileri ve cinsiyet meselelerini araştırmak- tadır. İlkin, farklı yaşamlardan gelen kumaşlar ve motifleri ile çalışırken, gün- lük kullanımda hayatın farklı anılarını ortaya çıkarır. Aidiyet duygusu, kimliğin devingenliği ve köklülük hakkında temel sorular sorar. Nakışlı ve boyalı formları, deneysel veya duygusal bir manzara olarak bedene odaklanır. Çalışmalarının kavramsal düğümleri arasında nesneler ve jestler aracılığıyla kurulan bağlar ve ortak yaşam bilgisi yer alır. Bedeni ve yaşam alanındaki deneyimlerini betimle- mek için kökler gibi soyut formları kullanmayı tercih eder.
Son zamanlarda İlkin, çizim, dikiş ve sesi bir araya getirerek yaşam alanı olarak kumaşlar tasarlamaya başladı. Ses, görsel materyal ve metin, çalışmalarının temel unsurlarını oluşturur. Formlarını tasarlarken, çok disiplinli bir arada yaşa- ma kavramına dayanan deneyimler, hareket ve duygu hakkında düşünür. Ait ol- manın yollarını keşfetmek için doğayı izleyen İlkin’in formları, bitkiler, hayvanlar, nesneler ve insanların birbirine yaklaştığı zeminlerden ilham alır.
Gözde İlkin (1981, Kütahya) 2004 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversit- esi Resim Bölümü’nde lisans eğitimini, 2012 yılında ise Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı.
Zehra Begüm Kışla, İstanbul’da yaşayan küratör ve yazar. Kasım 2024’ten bu yana Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın küratoryal ekibinde yer almakta, kurumun sergilerini ve kamusal programlarını şekil- lendirmektedir. Kışla, New York’ta Institute of Arab and Islamic Art (IAIA)’da Yardımcı Küratör olarak görev yapmış; Güneybatı Asya ve Kuzey Afrika’ya oda- klanan sergiler ve etkinlikler düzenlemiş, aynı zamanda kurumun kitabevini yö- netmiştir. 2022’de Paris’te Cité Internationale des Arts’da Programlar Asistanı, 2017–2019 yılları arasında ise İstanbul’da ARTER’de Editör Asistanı olarak çalışmıştır. Küratörlüğünü üstlendiği sergiler ve programlar arasında Yapı Kredi Kültür Sanat’ta Baharın Kokusunu Hatırlıyor musun? (2025); Palais Festetics Sarayı, Viyana’da In Sync (2024); Bard College Hessel Art Museum’da Extended Structures (2023) ve Marieluise Hessel Koleksiyonu’ndan bir seçki olan Works Under Maintenance (2021) yer almaktadır.
Kışla, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde lisansını (2019), Bard College Center for Curatorial Studies’de yüksek lisansını (2023) tamamladı.
Teşekkürler
Ezgi Tok, Sevinç Çalhanoğlu, Can Memişoğulları, Fisun Yalçınkaya, Muhammed Aras, Filiz Açar, Didem Yazıcı, Emirhan Altuner, Aslı Bülbül.
Işık Tasarımı için Cafer Coşar’a ve renk partnerimiz JOTUN’a sanata desteklerinden dolayı teşekkür ederiz.

Sergiden görünüm: Gelgit, artSümer Galeri, Istanbul Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Encompassing fluid forms, layered fabrics, and multiplying selves, Tide traces the movement of matter and approaches every material in the exhibition as a site of memory. In this act of tracing, fabrics, roots, dunes, animals, and stones appear not as symbols but as fragments of Gözde İlkin’s thinking—objects considered not for what they are, but for their agency. In the exhibition, every surface folds and unfolds like a tide, creating a spatial constellation where bodies, spaces, and times are reshaped through their friction with one another.
This constellation brings together works produced by the artist since 2021 and specifically for this exhibition. Tide centers on a mode of making in which thread, fabric, hand, and place are inseparable; every element involved in the process contributes to the whole. Each stitch reveals the moment matter turns into action and calls attention to the raw force of material. In İlkin’s compositions, distorted bodies, plants, animals, and inanimate forms move in concert, forming a shared state of becoming that unfolds throughout the exhibition.
Ilkin’s residency at The Watermill Center in New York in 2021 marked a period when she focused on dunes and ocean waves, recognizing how the notion of the dune had always been embedded in her practice.The video Untitled (2021), created with dance artist Aslı Bülbül, focuses not only on the movement of a human body on a dune but also on the ceaseless motion of drifting sand. İlkin’s Walking Stones (2025), produced for Tide, draws directly from the bodily gestures explored in Compound Dune.
The interwoven bodies İlkin has embroidered on fabrics for many years now make contact with plants resting on rocky surfaces in Haloxylon Ammodendron (2025). A dune, composed of count- less particles, owes its existence to its vegetation: in Maram Weed (2025), the plant that appears functions as an anchor for the dunes, holding the sand together through its resilience, adaptive capacity, and deep roots. The ever-shifting memory of sand and the texture of fabric might be what İlkin’s multiple characters transmit to one another—just like the sewing tradition passed down to her or the fabrics entrusted to her care. Within each fabric and each embroidered sur- face, İlkin attempts to root herself in the memory of the material.
In Tide, subjects do not act on the basis of a fixed identity; rather, the act itself produces the subject. Identity here is not an innate inner truth but a process constantly formed within becom- ing, through repetition. In İlkin’s works, these repetitions occur not only in the body but also within the material: in the overlapping patterns and the threads knotted behind curling fabrics, İlkin inscribes the plurality of the subject not onto the body but onto the material itself. Devel- oped through a curatorial dialogue, the layered and folded structures of Upweiling (2025) and Psammofil (2025) reshape the surface of the material. In Silt or Soul Particles (2025) and Tide (2025), the artist sets aside her customary embroidery, directing her gaze toward the fabric’s own presence and the tactile depth of its texture. Emerging from a curatorial dialogue, these works invite the viewer to attend to the material, to look closely at the folding and unfolding surfaces of the fabric.
Tide unfolds through an emphasis on identity as something continually unsettled and reshaped through repetition and insistence. The “I” is always relational, multi-centered, and fluid—much like the interdependent existence of living and nonliving beings within the dunes. The perpetual motion of the sand meets the motion embedded in İlkin’s fabrics.
Zehra Begüm Kışla
Gözde İlkin works with domestic textiles such as tablecloths, curtains, and bedsheets—materials that represent social identity and processes, function- ing as objects of memory. Through her embroidered and painted motifs, she investigates contemporary cultural knowledge, political and social relations, and issues of gender. Working with fabrics and patterns from diverse lives, İlkin brings forward memories embedded in everyday use. Her practice raises fundamental questions about belonging, rootedness, and the fluidity of identity. Her embroidered and painted forms focus on the body as an experimental or emotional landscape. Among the conceptual nodes of her work are the con- nections built through gestures and objects, and the shared knowledge of living together. To articulate her experiences of the body and domestic space, İlkin often turns to abstract forms such as roots. Recently, she has been designing textile-based living environments that integrate drawing, stitching, and sound. Sound, visual material, and text form the essential components of her work. In shaping her forms, she reflects on experience, movement, and affect, ground- ing her practice in a multidisciplinary sense of coexistence. Inspired by nature as a guide to belonging, İlkin’s forms evoke terrains where plants, animals, objects, and humans come into proximity.
Zehra Begüm Kışla is a curator and writer based in Istanbul. Since November 2024, she has been part of the curatorial team at Yapı Kredi Culture Arts Pub- lishing, where she shapes the institution’s exhibitions and public programs. Previously, she served as Associate Curator at the Institute of Arab and Islamic Art (IAIA) in New York, organizing exhibitions and events focused on South- west Asia and North Africa, while also managing the institute’s bookstore. She has also worked as Programs Assistant at Cité Internationale des Arts in Paris (2022) and as Editorial Assistant at ARTER in Istanbul (2017–2019). Her recent curatorial projects include Do You Remember the Scent of Spring? (Yapı Kredi Culture Arts, 2025), In Sync (Palais Festetics, Vienna, 2024), Extended Struc- tures (Hessel Museum of Art, 2023), and Works Under Maintenance (from the Marieluise Hessel Collection, 2021).
Kışla holds a BA in Sociology from Boğaziçi University (Istanbul, 2019), and an MA in Curatorial Studies from the Center for Curatorial Studies, Bard College (New York, 2023).
Thanks to
Ezgi Tok, Sevinç Çalhanoğlu, Can Memişoğulları, Fisun Yalçınkaya, Muhammed Aras, Filiz Açar, Didem Yazıcı, Emirhan Altuner, Aslı Bülbül.
We would like to thank Cafer Coşar for the lightning design and our color partner JOTUN for their support for the arts.
mobile | +90 537 403 07 95
instagram | @artsumergallery
e-mail | info@artsumer.com
